Dolar 33,0205
Euro 35,9836
Altın 2.504,34
BİST 10.871,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27 °C
Hafif Yağmurlu

Ataol Behramoğlu Şiirleri

25.07.2023
214
A+
A-

Ataol Behramoğlu, Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olarak, şiirleriyle milyonlarca okurun kalbinde taht kurmuş bir isimdir. Kimdir Ataol Behramoğlu? Doğu’nun mistik havasını batı kültürüyle harmanlayarak dikkat çeken bu değerli şair, edebiyat dünyasında iz bırakan birçok esere imza atmıştır.

Ataol Behramoğlu Şiirleri

Ataol Behramoğlu, Türk edebiyatının önemli şairlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Onun şiirleri, derin düşünce ve içten duygularla işlenen dikkat çekici eserlerdir. Halkın içinden gelen bir şair olarak, şiirlerinde hayatın gerçeklerini sorgulayan ve toplumsal konulara eğilen bir tarzı vardır.

Kimdir Ataol Behramoğlu?

Ataol Behramoğlu, 1942 yılında doğmuş Türk şair, yazar ve çevirmendir. Edebiyat dünyasına olan katkıları ve eserleriyle tanınan Behramoğlu, ülkemizin önemli entelektüel figürlerinden biridir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü mezunudur. Aynı zamanda, çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazarlığı da yapmıştır.

Ataol Behramoğlu’nun Şiir Anlayışı

Ataol Behramoğlu’nun şiir anlayışı, toplumsal konulara duyarlılık ve insanın iç dünyasındaki karmaşıklıkları işlemeye yöneliktir. Onun şiirlerinde insan ilişkileri, aşk, doğa ve toplumsal adalet gibi temalar sıkça yer alır. Şiirlerinde dilin gücünü kullanarak okuyucularına derin duygusal deneyimler yaşatmayı amaçlar.

En İyi Ataol Behramoğlu Şiirleri

İnsanlar…
İnsanlar da ülkelere benziyor

Sınırları var, yüzölçümleri

Yasaları var

Bayrakları, ilkeleri

Kimi dağlık bir arazidir.

Kimi kıraç

Kimi bereketli

Kimi dardır

Kimi engin gözalabildiğince

Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.

Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri

Sonuçta ne küçümse insanları kızım

Ne de önemse gereğinden çok

Ama anlamaya çalış

Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri


Sevgilimsin
Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak

işleri düşünmekten

Kalabalığın içinde kalabalıktan biri

Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi

Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli

Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim

Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru

Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun

Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun

Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı

Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan

Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana


Aşk İki Kişiliktir
Değişir rüzgarın yönü

Solar ansızın yapraklar;

Şaşırır yolunu denizde gemi

Boşuna bir liman arar;

Gülüşü bir yabancının

Çalmıştır senden sevdiğini;

İçinde biriken zehir

Sadece kendini öldürecektir;

Ölümdür yaşanan tek başına

Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır

Geceler boyu sevişmelerden;

Binlerce yıl uzaklardadır

Binlerce kez dokunduğun ten;

Yazabileceğin şiirler

Çoktan yazılıp bitmiştir;

Ölümdür yaşanan tek başına,

Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık

Seni bildiğin şarkılar;

Boşanır keder zincirlerinden

Sular tersin tersin akar;

Bir hançer gibi çeksen de sevgini

Onu ancak öldürmeye yarar:

Uçarı kuşu sevdanın

Alıp başını gitmiştir;

Ölümdür yaşanan tek başına,

Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,

Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.

Düşlerinde bir çocuk hıçkırır

Gece camlara sürtünürken;

Çünkü hiç bir kelebek

Tek başına yaşayamaz sevdasını,

Severken hiçbir böcek

Hiç bir kuş yalnız değildir;

Ölümdür yaşanan tek başına,

Aşk iki kişiliktir.


Bu Aşk Burada Biter
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim

Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver

Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim

Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir

Solarken albümlerde çocuklar ve askerler

Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner

Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler

Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!

Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı

Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim

Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver

Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim

Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider


Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne

Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa

Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır

Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını

Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin

Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar

Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın

Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu

Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle

Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı

Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına

Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.


Bu Yangın Yerinde
Yaşamak bu yangın yerinde

Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak

Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada

Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez

Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu

Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar

Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği

Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok

“Aldırma” diyor gülerek

“Yaşamak görevdir bu yangın yerinde

Yaşamak, insan kalarak”


Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Şehre simsiyah bir kar yağar

Yollar kalbimle örtülür

Parmaklarımın arasından

Gecenin geldiğini görürüm

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Çocuklar sinemaya gider

Yüzümü bir çiçeğe gömüp

Ağlamak gibi isterim

Derinden bir tren geçer

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Alıp başımı gitmek isterim

Bir akam bir kente girerim

Kayısı ağaçları arasından

Gidip denize bakarım

Bir tiyatro seyrederim

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm

Uzaktan bir bulut geçer

Karanlık bir çocukluk bulutu

Gerçeküstü bir ressam

Dünyayı değiştirmeye başlar

Kuş sesleri, haykırışlar

Denizin ve kırların

Rengi birdenbire karışır

Sana bir şiir getiririm

Sözler rüyamdan fışkırır

Dünya bölümlere ayrılır

Birinde bir pazar sabahı

Birinde sararmış yapraklar

Birinde bir adam

Her şeye yeniden başlar


Seni Elinden Tutmuştum
Seni elinden tutmuştum…yaz geçiyordu

Yaz geçiyordu, biz geçiyorduk

Yazı elinden tutmuştuk

Birazdan geleceksin, bakışacağız

Bakışacağız, hem var hem yok gibi

Hem var hem yok gibi öpüşeceğiz

Aramızda söylenmemiş sözlerin uzaklığı

Aramızda yaşanmamış şeylerin uzaklığı

Yakın ayrılıkların sezgisi tenimizde

Hayat geçiyor biz geçiyorduk

Bir denizin üzgün kıyısında

Güz bir hastalık gibi ilerliyordu

Olgun ışığıyla güz

Ve biz yaklaşan ayrılıkların önünde

Kış duygularına bürünmüşüz

Dışardan ağlayışı geliyor çocuğumuzun


Göre..
Gözlerimiz birbirine göre

Ellerimiz, dudaklarımız

Ve aşk bize göredir

Gece tam aşka göre

Rüzgar geceye göre

Ve yağmur rüzgara göredir

Öpüşmelerimiz yağmura göre

Odamız öpüşlerimize göre

Ve dünya odamıza göredir

Ve biz dünyaya göreyiz


Unuttum Nasıldı Annemin Yüzü
Unuttum, nasıldı annemin yüzü

Unuttum, sesi nasıldı annemin.

Gece bir örtü olsun anılardan

Kara yüreğime örtüneyim.

Unuttum, nasıldı annemin gülüşü

Unuttum, nasıldı ağlarken annem.

Yaşam sallasın kollarında beni

Küçücük oğluyum onun ben.

Unuttum, elleri nasıldı annemin

Unuttum, gözleri nasıldı bakarken.

Kuru ot kokusu getirsin rüzgar

Yağmur usulcacık yağarken.


Çok Sevdim Bir Zamanlar
Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de

Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca

Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün

Masal şehirlerini geçerken hızla

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de

Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların

Salmak serin sulara gövdemi

Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de

Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek…

Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi

Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de

Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi

Hırçın ve ele geçmezce atılgan

Uysal ve usulcacık benim olan şeyi…

Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de

Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada

Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde

Değişmez ve değişken olanı sonsuzca…


Aşk
Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı

Her şey bir anda başladı

Yaşandı

Ve bitti…

Yan yana gidip de bir süre

Ayrı yönlerde uzaklaşan

İki tren gibi…


İşte Bir Şiir
Bir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorum

yaşadığıma tanık olun

Bu bireysel çırpınışları asmak istiyorum, tanık olun

Ama bir aralıkta yaşıyoruz sanki,

yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bunun

farkında değil

Heryerde benciller ve ukalalar kendi ölçülerine zorluyorlar hayatı

Ve hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin birşey olduğunun

farkında değil

Ve hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derin

yeşilliğin farkında değil

Ve hiç kimse çocukların neden mahzun olduğunun farkında değil

Ve onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızın

Hafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren,

vakitsiz bir horoz

Birazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmak

ve zapt u rapt altına almak için

Hiçbir şairi kıskanmıyorum ve hiçbir şaire özenmiyorum, istiyorum ki

kendi çırpınışları, kendi savruk davranışları içinde

bir disiplin yaratsın şiirim

İşte durup dururken uzak semtlerinde Ankara’nın geniş ve soğuk

bir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklıma

Ve tereddütsüz geçiyorum şiirime bunu

Mutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki de

Üzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden


Ben Mi? Evet..
ben mi? evet…

bir gün çıkıp gideceğim kapıları, evleri, dergileri, hüzünler bırakarak…

bir çiçek merhaba diyecek…

hoşgeldin diyecek dağ…

orman gülümseyecek…

anımsayışların, bekleyişlerin, ümitlerin ya da ümitsizliklerin

hırsların, yarışların, tasaların kalktığı yerde

tam anlatının, salt anlatının kaldığı yerde başlayacak şiir…

hiç kimseye seslenmeyen, kendi kendine yeten sadece…

kendi mantığı; kendi güzelliği içinde tutarlı…

ama halkın yaşantısı girecektir oraya, çünkü yaşayan büyük

bir şeydir halk…

deniz ve ufuk girecek, karınca yuvaları, gökyüzü, kozalaklar

ve kopuk ve artık hasetsiz bir aşk…

yani sevişmek denizle, koşulsuz, önyargısız, hesapsız…

yani uzanmak ve düşünmek binlerce yıl..

doğan, ölen ve yaşayan şeyleri…

doğumu, ölümü ve yaşamayı

yani dingin ve büyük olan herşeyi anlatmak…

ben mi?evet. çıkıp gideceğim bir gün…

tasasız, gözyaşsız, geride birşey bırakmadan ve birşey beklemeden

ilerde…

sadece yağmur sularından pırıl pırıl bir yürek

artık kendi kendinin anlamı ve nedeni olan bir yürekle…


Bir Kadını Beklemek
Bir kadının bana gelecek olması, bir rüzgarı geçerek

Bir şarkıyı geçerek, saçlarının uçuşunda

Bir kadının bana gelecek olması, bir ömür geçecek

Aşkın buruk tadında, buluşması iki yalnızlığın

Bir akşamı geçecek

Belki de dağılan sesleri hüznün ve akşamın

belki de

Bir kadını geçecek

Bir kadını bekliyorum

Eteklerini ve saçlarını uçurarak gelecek…

Ataol Behramoğlu’nun Edebiyatımızdaki Yeri

Ataol Behramoğlu, edebiyatımızın önemli isimlerinden biri olarak Türk şiirine değerli katkılarda bulunmuştur. Şiirlerindeki derinlik ve toplumsal duyarlılık, onu okuyucular tarafından sevilip sayılan bir şair haline getirmiştir. Edebiyatımızdaki yerini, kendi özgün tarzı ve yaratıcı bakış açısı sayesinde kazanmıştır.


Sonuç

Ataol Behramoğlu, Türk edebiyatının saygın isimlerinden biri olup şiirlerindeki güçlü içerikler ve toplumsal temalarıyla okuyucuların kalplerine dokunmaktadır. Edebiyat dünyasındaki katkıları ve özgün tarzıyla unutulmaz eserler bırakmıştır. Şiirlerindeki duygu yüklü anlatım, her dönemde okuyucuların ilgisini çekmeye devam edecektir.


Sık Sorulan Sorular

  1. S1: Ataol Behramoğlu hangi yılda doğmuştur?Ataol Behramoğlu, 1942 yılında doğmuştur.
  2. S2: Ataol Behramoğlu’nun şiirlerinde hangi temalar sıkça işlenir?Ataol Behramoğlu’nun şiirlerinde insan ilişkileri, aşk, doğa ve toplumsal adalet gibi temalar sıkça yer alır.
  3. S3: “Derman” şiiri hangi duyguyu vurgular?“Derman” şiiri, hayata dair umut dolu bir bakış açısı sunarak direnme gücünü vurgular.
  4. S4: Ataol Behramoğlu’nun edebiyatımızdaki yeri nedir?Ataol Behramoğlu, Türk edebiyatının değerli isimlerinden biri olarak unutulmaz eserler bırakmış ve okuyucuların kalplerinde taht kurmuştur.
  5. S5: Hangi üniversiteden mezun olmuştur?Ataol Behramoğlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü mezunudur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Linkler :  Sohbet odaları - Hediyelik Eşyainstagram takipçi satın al -  tiktok takipçi satın al -  İstanbul evden eve nakliyat - canlı okey - haber yazılımı